Kocamla Fetiş Sikişlerimiz

Selam sex hikayeleri tutkunları. Uzun zamandır sevişmiyor, hatta iş yoğunluğundan sevişmek aklıma bile geliyordu. Eve giderken bir ekmek ve yoğurt aldım. Ne yemek var bilmeden karnımın gurultusunu artırırcasına yemekleri hayal ediyordum. Eve varmak üzereyken bir telefon geldi. Yağmurlu ve berbat trafikte beni arayan kimdi?
–Alo!
–Aşkım nerdesin?
Bu soru o kadar nefret verici ve bencilce geliyordu ki… Halim hatırım sorulmadan sorulan bu merak soruları beni hasta ediyordu. Ama!!! Herşeye rağmen vereceğiniz tutarsız cevabın daha sinir bozucu bir cümle getireceğini bildiğiniz için…
–Hayatım az kaldı. Varmak üzereyim. İstediğin ekmek ve yoğurdu aldım. (Gayet kibar ve erkeksi bir ses tonuyla)
–Tamam canım yemek hazır. Seni bekliyorum!
İşte bu söz sabrımı koruyup öfkeme yenik düşmememin en büyük ödülüydü. Tüm erkeksi ve de reis damarlarım kabardı. O sofra bensiz bir hiçti!
Eve geldim. Anahtarlarımla kapıyı açtım. Sıcacık bir yuva ve yemek kokulu evim cennetti sanki. Terliklerimi giydim. Ayakkabılık önündeki eşimin o gün giydiği çizmelerden derin bir koku çektim ciğerlerime. İşte gerçek deri ve naylon çorabın saatlerce ayak teriyle bütünleşmesini beynimde gördüm.
Erekte olmuş penisimi pantolonumun ve de slip iç çamaşırımın sağ tarafına yerleştirdim. İçeri gittim. Yemek başında bekleyen güzeller güzeli eşimi gördüm. Döndü bana baktı. Yemek yaparken eline bulaşan yemek artığını ağzına attı. Hınzırca bakan o tatlı güzel yeşil gözleriyle karşımda durup parmağını hafif dişledi ve yemeğin tadına baktı.
–Aşkım hoş geldin!
–Hoş bulduk aşkım!
–Nasıldı günün?
–Her zamanki gibi satış, sevk, projeler… Sakindi! Senin nasıldı?
–Aynı canım. Hastalar ve dertleri…Hayatım sen salatayı hazırlar mısın? Bende tavuğa bakim. Yanmasın!
Koşturdu gitti fırına. Dolaptan malzemeleri aldım. Şef bıçağımı çıkardım. Başladım özenle doğramaya. Kendimi sebze katili gibi hissettim. Hızlı ve seri hareketlerle ince ince kıyıp salata tabağına koyuyordum. Derken iki el belimi sardı ve boynuma bir öpücük kondu. Harika kokan saçları sol omzumda sarkmış, arada ışıldayarak bakan bir çift yeşil zümrüt gözler bana bakıyordu. Bana gülümseyen dudaklarına bir buğse kondurdum. Sonra beni bıraktı ve hoplaya zıplaya fırına gitti tekrar. Son olarak zeytinyağı, limon ve nar ekşisinden sonra az biraz tuzla salatam hazırdı. Sofrayı beraber kurduk oynaşarak. Ve sofraya geçtim.
Her şey nefis kokuyor ve bana servis yapan muhteşem kadın iştahımı kabartıyordu. Yemek yerken hoş gülüşmeler ve haberde çıkan konuları eleştirmeler derken… Alttan bir şey penisimin üstüne geldi ve bastırdı. Eşim ayaklarıyla beni derinden tahrik ediyordu. Kendisine haşin bir sırıtmayla bakış attım. Bacağını yakaladım ve derine doğru okşayarak götürdüm. Vajinası ateş gibiydi. Bunu eşofmanının üstünden rahatça hissediyordum

Okşamama cevap vermesi uzun sürmedi. Tuttuğum bacağını daha da bastırdı ve ayağını oynattı. Hafif canım yandı ama aldığım zevkin yanında acı bana meze oluyordu. Yavaşça ayağını çekti. Gözlerimi onun gözlerine getirdiğimde lokmasını ağzına attı ve bir göz kırpmasıyla yemeğini çiğnedi. Bu ne öz güven ve dişilik? Asıl beni ona teslim eden buydu.
–Hayatım bana yemek hazır dedin ama hazır değildi. (Sırıtarak)
–Eve daha çabuk gelmen için erkeğim. Hem mutfakta bana yardım ettin.
–Köle gibi çalıştırıyorsun valla!
–Seni çalışıyorken izlemek en büyük zevkim. En sevdiğim iki görüntü… Birincisi seni iş başında çalışırken, ikincisi ise Biskolata reklamları! ( Tebessümle)
Yemekler bitmişti. Bulaşıkları beraber makineye dizdik. Uyumaya daha vardı. Bu sebeple televizyon karşına yerimi alıp kanalları karıştırıyordum. Eşim son sofrayı temizledi ve ellerini yıkayıp kuruladıktan sonra oturma odasından ayrıldı. On beş, yirmi dakika geçti. Merak ettim ve seslendim.
–Hayatım!
–Canım yüzümü yıkayıp geliyorum.
Televizyonda yetenek yarışmasının birini izliyordum. İlginç sesler, mücadeleler ve güzel performanslar kafamı dağıtıyordu. Derken uzaktan odaya yaklaşan bir çift topuk sesi kulağıma ilişti. Tak tuk tak tuk tak tuk… Gözlerim kapıya gitti. Eşim yeni ne aldı da bana gösterecek şimdi? Neredeyse her hafta yeni bir elbise, ayakkabı veya çanta görmeye alışmıştım. Ayakkabı olduğu kesin, sesinden belli. Hayır, eskileri de atamıyoruz benden dolayı. İlla kokusu gidecek kendisi kullanılamaz hale gelecek öyle atıyoruz. Neyse sabreden derviş misali muradıma kapının açılmasıyla erdim. İçeri deri mini etek giymiş, dize kadar yarı platform sivri burun deri bir çizmeyle, üstünde yine deri korsesi olan, elleri deri eldivenli, motorcu tarz deri ceketli ve son olarak başını tam saran arkadan bağlanmış deri maskeli eşim girdi. Benim şaşırmamla libido hormonlarımın patlamasıyla bir karnaval yaşamaktaydım. Önce gözlerime baktı ve üzerime yürümeye başladı. Yanıma geldi ve bir bacağını kaldırıp bacak arama bıraktı. Çizmesinin ucu hayalarımı sıkıştırıyordu. Ben cesaret edip elimle bacağını tutamadım bile. Elindeki siyah diğer maskeyi göğsüme attı.
–Giy bakalım şunu! Biraz yaramazlık yapacağız.
–Canım hayırdır?
Elini başıma uzattı. Kulak üstünden saçlarımı okşayarak…
–Sana ceza kestim. Uzun zamandır beni ihmal ettin. Onun için bu gece darbe yapıyorum. Cezan bana hizmet etmek. Her beğenmediğim anı sana acıyla ödeteceğim ona göre. (yarı ciddi yarı gayri ciddi)
O kadar içimi gıdıkladı, hoşuma gitti ki! Hatta bir ara mutluluktan gözlerim bile hafif yaşardı.
–O zaman cezam seninle müebbet hapis olsun gülüm. Ben vereceğin her şeye razıyım.
Yakamdan tuttu. Dudaklarıma yapıştı. Derin bir öpücükten sonra maskeyi eline alıp kafama geçirdi. Arkadan iplerini sıkı sıkı çekerek düğüm attı. Ellerimi sağa sola itip bacağına doğru kafamı bastırdı.
–Öp!!!
Bacaklarını öpmeye başladım. Ellerimi çizmesinde kavuşturdum. Bacağını tam saran o deri çizmeyi okşamak beni kendimden geçiriyordu. Ayaklarına doğru fermuardan indikçe ayak kokusunu alır gibiydim. Kokuyu çektikçe çizmeyi yumurtalıklarıma daha çok bastırıyor ve acı çekiyordum. Bu ona zevk veriyordu ki kafamı eliyle okşuyordu. Derken kafamı çenemden tuttu. Hafif yukarı kaldırdı. Eteğini yukarı araladı ve bacak arasına kafamı götürdü. İç çamaşırı siyah ve saten renkteydi. Çamaşırını araladı ve kafamı bastırdı.
–Yala!!!
Bu emirler inanılmaz hoşuma gidiyordu. Bacağını tuttum ve nazikçe üzerimden yere indirdim. Kalçalarını sarıp kendime çekiyordum. İyice boğuluncaya kadar kafama bastırıp aç bir köpek gibi vajinasını yalıyordum. Dilimi bir baştan bir başa kaydırıyor, arada bir vajinasından içeri itip oynatıyordum. Bu şekilde on dakika kadar uğraştıktan sonra yine kafamı elleriyle tuttu ve koltuğa doğru yaslanmam için itti. Pantolonuma eğildi. Kemerimi elleriyle çözdü ve fermuarımı araladı. Penisim o kadar sert olmuş ki, iç çamaşırımdan sıyırıp çıkarmakta güçlük çekti. Dışarı fırlayan penisimin o dimdik görüntüsü içini gıdıklamıştı ki “ hımmm!” şeklinde sesler eşliğinde gülümsüyordu.
–Senin bu ufaklığı yerim ben. Yerimmm!
Derken kocaman bir öpücük kondurdu penisimin kafasına. Sulu sulu ve yalayarak. Daha sonra dilini çıkardı. Eline aldığı penisimi diline sertçe ve seri vurmaya başladı. Gözlerindeki o şehvet ışıltısı siyah deri maskesinin içinden beliriyordu. Daha sonra en dipten, hayalarımdan yukarı doğru yalayarak çıkışı beni kendimden geçirdi ve arkama doğru beni daha da yaslanmama sebep oldu. Artık kendimi zor tutuyor ellerimi sağa sola atarak ve elime ne geçerse sıkarak kendimi zapt ediyordum. Elleri ve ağzı senkronize olmuş penisimi ağzına, hatta boğazına alıyordu. Daha sonra dayanamadım ve iniltilerimin arasından bir cümleyle seslendim.
— Aşkım yedin, bitirdin beni!
Ağzına aldığı penisimi iyice somurarak kafasını aniden kaldırdı. Çıkan o sesle ortalık birden sessizleşti.
–Bu sana yapacaklarımın arasında sadece buz dağının görünen yüzü. Öyle hemen bitemezsin.
Ayağa kalktı doğruldu. Dimdik penisimi tuttu ve çizmesiyle üstüne bastı. Ayağının altına aldığı penisimden elini çekti ve çiğnemeye, ayağını sağa sola oynatmaya başladı. Çok canım yanıyordu. Bir an elim bacağına gitti ve bağırır gibi oldum. Bir eliyle hemen ağzımı kapattı. Diğer eliyle de elimi tuttu ve çekti.
–Bir daha elini ben istemeden bana değdirirsen veya canın acıdı diye sesini duyarsam seni boğarım. Anladın mı? ( sertçe )

Leave a Reply